Rölöve yapının mevcut durumunu gösteren projedir. Binanın ya da anıtın şu anki durumu modellenerek proje haline getirilir. Tüm yıpranmalar, eskimeler projede işlenir. Yapının durumuna göre analitik rölöve hazırlanması da gerekebilir. Analitik rölövede bozulma tipleri sınıflandırılır ve buna göre bir lejand hazırlanır. Tarama ve renklendirme yöntemleri ile bozulmalar planlara, görünüşlere ve kesitlere işlenir.


Rölöve projesi Kurul yetkilileri tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenir. Projenin hem şema, hem de ölçü açısından doğru olması çok önemlidir. Yapıda kaybolmuş ya da değiştirilmiş elemanlar tanımlanır. Önemli noktaların kotları verilir. Belediye ve tapu kayıtlarını yansıtan resmi belgeler ile rölövedeki bilgilerin uyumu sağlanır.
Rölöve proje haricinde fotoğraf dosyası ve rapor çalışmalarını da kapsar. Binanın ayrıntılı durumunu yansıtacak fotoğrafları ve bu fotoğrafların çekim yönlerini gösteren bir dosya hazırlanır.
Rölöve raporunda bölge tarihi, önemli olaylar ve genel bilgi verilir. Yapının tarihi belgeleri, tarihi foroğrafları ve geçmişi ile ilgili araştırılmış bilgiler yazılır. Daha sonra yapının şu anki durumunu tarif eden ayrıntılı tanımlamalar yapılır. Restitüsyon projesine yönelik izler, kayıplar ve ekler açıklanır. Yapım sistemi analiz edilir. 


Restitüsyon projesi binanın ilk yapıldığı halini modelleyen projedir. Binanın mevcut durumundan yola çıkılarak hazırlanır. Veri eksiği varsa varsayıma dayalı bir yaklaşım yanlıştır. Binanın mevcut izlerinden, tarihi belgelerinden yola çıkmak gerekir. Yetersiz veri olması durumunda dönem yapıları ile karşılaştırma yapılır. Tüm yaklaşımlar ve ayrıntılı tanım restitüsyon raporunda açıklanır.
Restitüsyon projesi kapsamında binanın çeşitli dönemlerini işlemek gerekebilir. Bazı değişiklikler nitelikli ve niteliksiz olarak değerlendirilerek kurulun takdirine sunulur. 

Restorasyon projesi yapılacak müdahale ve onarımları gösteren projedir. Rölöveden yola çıkılır ve restitüsyon esas alınır. Bu aşamada mal sahibinin talepleri binaya uygulanır. Taşıyıcı sistem, zemin sorunları, günümüz konfor beklentileri, şema değişiklikleri analiz edilir. Çözüm yöntemleri Kurulun onayına sunulur.
Biz restorasyon projelerini uygulama projesi olarak hazırlıyoruz. Projede önce detayları çözüyor, hazırladığımız 1/1 ölçekli detayları projenin bütününe işliyoruz. Farklı yapım sistemleri ve elemanların birbirleri ile ilişkilerinin detaylı olarak gösterildiği sistem detaylarını hazırlıyoruz.



Ağırlıklı olarak bir Osmanlı dönemi şehri olan Safranbolu daha çok 18. ve 19. yy. geleneksel Türk toplum yaşantısını günümüze aktarmaktadır. Şehir Türk kent kültürünün ve mimarisinin bir zirvesini oluşturduğu için yeni tarz aranmamış ve 1940’lara kadar fazla değişikliğe uğramadan bakım ve onarımlarla koruna gelmiştir. Bu tarihlerde Demir-Çelik endüstrisinin kurulması ile Karabük hızlı bir gelişmeye sahne olmuş ve yeni cazibe merkezi haline gelmeye başlamıştır. Bu sayede ülkemizde hızlı kentleşmenin ve değişimin yaşandığı 1950 sonrası dönemde Safranbolu hiçbir bozulma riski yaşamamış, kentleşme tümü ile Karabük’ te ve daha sonraki dönemde Safranbolu’nun ayrı bir kesimini oluşturan Kıranköy-Hastarla mevkiinde yoğunlaşmıştır. 1975’lere gelindiğinde ilçede dönemin belediye başkanı Kızıltan ULUKAVAK’ ın önderliğinde yerel yönetim ve üniversitelerle işbirliği yaparak korumacılığı benimsetme ve yayma çabalarına girişmiş, bu yılın dünya miras yılı olmasından yararlanarak Safranbolu’yu ülkemizde ve Dünyada ön plana çıkarmayı başarmıştır.
Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu 8 Ekim 1976’ da Safranbolu için Koruma Kararı almıştır. Bu ilk koruma kararı ile kültür ve tarihsel, yasal gerekçeler izah edilerek planlı koruma sağlanıncaya kadar geçiş dönemi yapılaşma koşulları ortaya konmuştur. Korunacak yapılar belirlenmiş yol formunu yaratan öğelerin, yolların ve yol dokusunun, bahçe duvarlarının, doğal görüntünün korunması ve alt yapı öğelerinin denetim altında tutulması ön görülmüştür.
2 Mayıs 1985 tarihinde Taşınmaz Kültür Varlıkları Yüksek Kurulu Bağlar ve Çarşı bölgesinde yer alan iki kentsel sit alanı ve doğal sit sınırlarındaki 810 sivil mimarlık örneği, 165 anıt eserin tesciline karar vermiştir. Aynı kararla şehri koruma imar planının belediyece yaptırılması benimsenmiştir. Safranbolu Koruma İmar Planı ise 1991 yılında kabul edilerek uygulamaya konulmuştur.
Safranbolu’nun örnek korumacılık çalışmalarına sahne olduğu 1975 sonrası dönemde Kültür Bakanlığı şehirde Kaymakamlar Evi olarak bilinen konağı satın alarak Eğitim Merkezi olarak, ayrıca Yemeniciler Arastasını ve Eski Hastane Binasını restore ettirmiştir. Safranbolu Sağlılıklaştırma Projesi kapsamında 30 kadar evin dış cephe restorasyonu düzenlemesini yaptırmıştır. Sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü Cinci Hamamı, Köprülü Mehmet Paşa, İzzet Mehmet Paşa, Kütükçü, Kilci, Ulucami, Yıldız, Değirmencioğlu, Mescit Camilerinin restorasyonlarını gerçekleştirmiştir. Cinci Hanı restorasyonuna 1990 yılında başlanmış, Vakıflar Genel Müdürlüğünce Restore Et Devret Modeli ile İşletmeciye teslim edilmiş, 4 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Otel, Restoran ve Cafe olarak hizmete açılmıştır.
Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ise Asmazlar Konağını satın alarak Otel olarak restore ettirmiştir. Karabük Valiliğince bazı eserlerin restorasyonu sağlanmıştır. Bunlar; Tarihi Saat Kulesi, İncekaya Su Kemeri, Yörük Köyü Arnavut Kaldırımı, Hıdırlık Yokuşu Sokağı ile Kaymakamlar Evi bahçe düzenlemesidir.
Safranbolu Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığınca tarafından yapılan Restorasyon Uygulamaları;
1. Birliğe ait tarihi konağın restore edilerek, otel haline getirilmesi.Restorasyon tamamlanmış olup, keşif bedeli 140 milyar TL’dir.
2. 42 adet tarihi çeşmenin restorasyonu tamamlanmış olup, 80 milyar TL. ödeme yapılmıştır.Ayrıca halihazırda 20 adet çeşmenin ihale hazırlığı yapılmaktadır.
3. Yörük Köyü Vakıf Evinin restorasyonu tamamlanmış bulunmaktadır.(15 Milyar TL)

4. 10 adet Tarihi Caminin Restorasyonundan;

a) Kazdağlıoğlu Camii
b) Müftüpınarı Camii
c) Dağdelen Camii
d) Hükümet Konağındaki mescit
e) Lütfiye Camii
f) Tabakhane Camii
g) Kabasofta Camii
h) Eski Camii
ı) Tarihi Tekke Mescidi
i) Tarihi Yıldız Camii
Bütün bu camilerin toplam proje ve restorasyon bedeli olarak 2 Trilyon harcanmaktadır.
5. İlçe merkezinde çok sayıda bulunan türbelerden acil olarak restorasyonu gereken;
Şehir mezarlığındaki Şeyh Mustafa Efendi Türbesi, Cemal Caymaz Mahallesindeki Yıldız Baba Türbesi, Kirkille Mahallesi Karaman Çukuru mevkiindeki Ergüllü Baba Türbesi ile Kırıklar Köyü Göveren Türbesi ve Ovacuma Beldesi Cebbar Köyü Türbelerinin restorasyonu Safranbolu Kaymakamlığı ve İlçe Müftülüğünce yaptırılmıştır.
6. Mektepçiler konağının restorasyonu ve keşif bedeli için 182.000 YTL. olup restorasyonu tamamlanmıştır.
7. Hükümet Konağı çevre düzenlemeleri çalışması, keşif bedeli 619.000 YTL olup, çalışmalar tamamlandı.
8. Tarihi Ceza Evinin onarım restorasyonu., proje bedeli 425.000 YTL olup, çalışmalar devam ediyor.
9. Hıdırlık Tepesi Restorasyonu, proje maliyeti 675.000 YTL olup, ihalesi yapılmış ve çalışmalara başlanmıştır.
10. Tarihi Cinci Hamamı restorasyonu, projesi hazırlanmaktadır.
11. Tarihi Konarı Köprüsü ile Karabük-Kastamonu İlleri arasındaki karayolunda bulunan Taşköprü ve Eski Çevrikköprü, Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescillendi. Söz konusu köprülerin restorasyon projeleri Kurulca onaylandı. İhale çalışmaları devam ediyor.

TEDAŞ ile TELEKOM A.Ş. görüntü kirliliği yaratan elektrik haberleşme dağıtım tesislerini yeraltına alarak korumacılık ve çevre duyarlılığı açısından önemli bir atılım yapmışlardır.

İlçede Turizm Otelcilik ve Restorasyon bölümleri bulunan Safranbolu Meslek Yüksekokulu’ nun 1992 yılında kurulması korumacılık faaliyetlerine bilimsel katkı ve katılımı sağlamıştır.

UNESCO tarafından 1994 yılı sonunda dünya miras listesine dahil edilerek insanlığın ortak mirası haline gelen Safranbolu’yu korumak artık yalnızca Safranbolu’ luların sorumluluğu altından çıkmıştır. Devletimiz, ülkemizin insanları ve tüm dünya insanları Safranbolu’yu koruma konusunda ortak sorumluluğa sahiptir. (Fotoğraf Kaynağı: Gamze Demir)

1) Sağlamlaştırma
2)Bütünleme-Tamamlama
3)Yenileme
4)Yeniden Yapma ve İnşa Etme
5)Temizleme
6)Taşıma

1)SAĞLAMLAŞTIRMA

Bilimsel restorasyonlarda yapılara tarihi belge olma durumu nedeniyle
olabildiğince az müdahale edilmesi istenir.
Bu nedenle koruma açısından en uygun yöntem sağlamlaştırma ile yetinmektir. Ancak yapının hasar derecesine göre müdahalenin yöntemi ve kapsamı da değişir.

Sağlamlaştırma ;


· Zeminin Sağlamlaştırılması
· Taşıyıcı Sistemin Sağlamlaştırılması
· Kullanılan malzemenin sağlamlaştırılması olarak ele alınabilir.

1.a) Malzeme Sağlamlaştırılması ;

Her şeyden önce uyguladığımız her türlü yeni malzemeyi daha iyisini bulduğumuz zaman yapının özgün malzemesine zarar vermeden geri alabilmeliyiz.

1.a.1) Taş Öğeler


Taşın bozulma nedenlerini ;

Malzemenin özelliklerine bağlı bozulmalar
Çevresel etkenlerin neden olduğu bozulmalar olarak değerlendirebiliriz.
Eski eserlerde taşıma kolaylığı düşünüldüğünden yöresel malzemelerin kullanılması tercih edilmiştir.Taş öğelerde de yakın çevredeki ocaklardan çıkarılan taşlar kullanılmıştır. Taşıma zorluğu,ulaşım problemi malzemenin seçimini sınırlandırmış ve bazen yapı ile hiç de uygun olmayan taşlar kullanılabilmiştir.Yapıda kullanılan malzemelerin uyumsuzluğu bozulma,yıpranma sürecini hızlandıran en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle yapıya yeni girecek malzemenin de özgün malzemeye zarar vermeyecek ve onunla uyumlu olacak şekilde seçilmesine dikkat etmek gerekir.
Taşların oluşumlarına bağlı özellikleri de(Taşın rengi,dokusu,tane bileşimi,gözenikliliği gibi ) dış etkenlerden etkilenerek tahrip olmasına neden olabilmektedir.
Çevresel Faktörler ( Su ve Hava gibi) yapıdaki taş öğelerin bozulumunu hızlandırmakta, taşın bünyesine giren sular taşı ayrıştırarak çözmektedir. Zeminden yükselen nem strüktürü ıslatarak taşıyıcı sisteme gelen yükü fazlalaştırdığı gibi ,içinde taşıdığı tuzların duvar yüzeyinde yoğunlaşması nedeniyle çiçeklenmelere,duvarın fiziksel ve kimyasal yapısını bozucu etkilere neden olabilmektedir.
Hava kirliliği de anıtların üzerinde kirli bir tabakanın oluşmasına,taşları eriten asit yağmurlarının oluşmasına neden olmaktadır.
Taş yapılarda malzeme çoğu zamanda farklı metallerle bir arada kullanılmıştır. Örneğin demir ve çelik atmosfer ve suyun etkisiyle pas oluştururlar. Bu da taş öğelerde lekelenmelere neden olur..Hatta kesme taş yapılarda bağlantı elemanı olarak kullanılan demir kenet ve miller iyi izole edilmezse korozyana uğramakta,paslanmakta ve genişleyerek duvar bloğu,söve gibi yapı elemanlarını çatlatabilmektedir. Müdahale edilmezse yapı elemanını parçalamaktadır.

Suyun etkisiyle taş malzemede görülen oyuklanma

                                              Taş malzemede tuzlanma

Taş malzemede tuzlanma

Sarmaşıklar ve bitki kökleri de taş malzemenin aralıklarına girerek yapının ayrışmasına neden olabilmektedir.

Özellikle korniş,harpuşta gibi yatay elemanlar üzerinde büyüyen alg,liken gibi organizmalar da salgıladıkları sıvılarla lekelenmelere ve asit ( kireçtaşının ana içeriği olan kalsiyum karbonatı eriten okzalik asit gibi) etkisiyle yüzeysel bozulmalara neden olurlar.
İnsanlar da havanın kirletilmesi,hatalı yapılan kazı,koruma,onarım çalışmaları gibi nedenlerle taş malzemeye zarar verebilmektedirler.
Malzeme sağlamlaştırılması sırasında yüzeyler ve çatlaklar koruyucu,yapıştırıcı,doldurucu nitelikte çeşitli kimyasallarla işleme tabii tutulurlar.Bu malzemeler sürülerek,püskürtülerek,veya emprenye edilerek uygulanırlar.Örneğin oluşan tuzların temizlenmesi için uygun kimyasal madde püskürtme ,fırça ile sürme veya vakumla uygulanma şeklinde tatbik edilebilir.Onarımları için özgün taşın rengine ve yapısına uyum sağlayabilecek malzeme araştırması yapmak gerekir.

1.a.2 )Ahşap Malzemenin Sağlamlaştırılması ;

Ahşap Malzemenin Bozulma Nedenleri ,
Ahşap malzemenin tahrip olma nedenlerini iç ve dış nedenler olarak iki gurupta inceleyebiliriz.
Yapının konumundan kaynaklanan iklim (iklim-nem ilişkisi oranı),topoğrafik konum,zemin koşulları gibi nedenler malzemenin ve yapının tahribatına neden olabilir.
Projelendirme ve strüktür sistemi hataları,uygun olmayan malzeme kullanımı,yanlış yapı malzemesi seçimi,uygulama ve işçilik hataları da yine tahribatı hızlandıran faktörlerdir.
Örneğin ; Taşıyıcı öğelerde sert ahşap kullanılması gerekir. Ahşap malzemenin zemin ile temas etmesi de zemin rutubetinden etkilenmesini sağlar. Rutubet ahşap malzemenin en büyük düşmanıdır.Ahşabı yumuşatarak zararlı organizmaların oluşmasına ortam hazırlar.Rutubetli ortamlarda ahşap malzemede bakteri .mantar oluşumuna bağlı çürümeler,renk değişikliği,ıslaklık,birbirine dik çatlaklar vb. görülebilir. Hava ve nemin de etkisiyle ahşap bünyesine aldığı rutubeti kuruyarak geri verecek.Genleşip büzülecektir.Buda malzemede çatlama ,yarılma gibi bünyesel deformasyonlara neden olacaktır. Çalışma sonucu oluşan boyutsal değişimler de yan yana gelmiş parçalar arasında boşluklara,yapı elemanlarının şekil değiştirmesi gibi kusurlara neden olur. Bunları önlemenin yolu ahşabın imalattan önce kuru veya ortam rutubetinde saklanmasından geçer.

                                  Ahşap malzemede rutubet sonucu mantarlaşma
Ahşap malzemede rutubet sonucu mantarlaşma

                                 Ahşap malzemede güneş etkisiyle kararma,çatlama
Ahşap güneşin etkisiyle kararmaya başlar,Suyun etkisiyle de ahşabın dokusu gri,lifli ve dayanıksız hale gelir. Yüzeyde kabarma,çatlama,dökülmeler olmaktadır.

Ahşap malzemede güneş etkisiyle kararma,çatlama

Ahşap malzemede nem etkisiyle oluşan mantarlaşma ve böcek delikleri
Ahşap güneşin etkisiyle kararmaya başlar,Suyun etkisiyle de ahşabın dokusu gri,lifli ve dayanıksız hale gelir. Yüzeyde kabarma,çatlama,dökülmeler olmaktadır.
Ahşap malzemede nem etkisiyle oluşan mantarlaşma ve böcek delikleri
Asitler ve bazlar da ahşabın yumuşamasına,sürekli temas halinde ise dokusunun bozulmasına neden olurlar.
Ahşap yapılarda strüktürel amaçla kullanılan demir malzemeler de ahşap malzeme üzerinde koyu lacivert ve siyah renkli lekeler oluşturmaktadır.Açık hava ile temas halindeki ahşap elemanlarda lekelenme daha fazla olur.
Ahşap malzemenin sağlamlaştırılması esnasında böcek ve mantara karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.Restorasyonlarda ana ilke olabildiğince özgün parçanın yerinde bırakılmasıdır.Yerinde duran ahşap böcek ilacı ve ona uyumlu mantar ilacı ile ilaçlanmalıdır.Yapıya yeni girecek ahşap emprenye edilmelidir.Emprenye edilen ahşap çürümez,korozyona uğramaz,hava şartlarından,böcek ve mantarlardan etkilenmez.Zamanla eğilip bükülmez ve üzerinde çatlaklar meydana gelmez.Özellikle yerinde kalacak ahşaba püskürtme ve fırça yoluyla emprenye yapılabilir. Ancak bu yüzeysel bir işlem olup malzemenin derinliklerine nüfuz etmez.
Yangın da ahşap malzeme için büyük bir tehlikedir.Ateşe karşı koruyucu olarak kullanılan malzemeler kesinlikle ahşabı yanmaz hale getirmez .Yalnızca malzemeyi geç tutuşur hale getirmeyi ve yanmaya başladıktan sonra ateşin yayılmasını geciktirmeyi sağlarlar. Böylece yangına karşı tam korunma ve mücadeleyi kolaylaştırırlar.
Ahşabın yangına karşı korunmasını sağlayan maddeler yüzeye fırça ile sürülmekte ya da püskürtülmektedir.

1.b)Taşıyıcı sistemin sağlamlaştırılması ;

Yapının taşıyıcı sisteminin gözden geçirilip zayıf noktaların tespit edilmesi ve uygun çözümler saptanması gereklidir.Ahşap iskeletli yapılarda bağlantıların sağlam olup olmadığı araştırılmalıdır.
Günümüzde teknolojinin sağladığı tekniklerle ankraj,temel genişletme,sağlam zemine inen kazık temeller,enjeksiyon gibi metodlarla strüktürel sağlamlaştırma işlemleri eskiye nazaran daha kolaylıkla yapılabilmektedir.
Taşıyıcı sistemin sağlamlaştırılmasında yapının durumuna uygun olarak

Kesit genişletme/ Mantolama
Destekleme /Payandalama
Çemberleme- Bağlantı ve Gergi çubukları uygulamaları yapılabilir.
Bunlardan başka binanın mevcut durumunun sağlamlaştırılması yapılması gereken ilk çalışmalardandır.Yapısal bozulmalardan binaya en çok zarar verenlerin giderilmesi gerekir.Bu bağlamda çevre,çatı drenaj sistemi ve yapıdaki ıslak hacimlerin uygun detay çözümleri yapılmalı ve eğer nem problemi varsa bu kontrol altına alınmalıdır. Zeminden yükselen nem,çatıdan sızan sular sonucu taşıyıcı öğelerde ,kaplamalarda bozulmalar olup olmadığı incelenmelidir. Kapalı mekanlarda küf ve mantarlar gelişeceğinden,çatı aralarına,bodrumlara havalanma olanağı sağlanmalıdır.Yeni bozulmaları önleyecek tedbirler alınmalıdır.

2)BÜTÜNLEME

Bir bölümü hasar görmüş ya da kaybedilmiş yapı ya da yapı öğelerinin yapının özgün durumuna uygun olarak çağdaş teknoloji ve malzemenin de gerektiği ölçüde kullanılarak geleneksel veya çağdaş en doğru tekniğin .malzemenin kullanılmasıyla bütünlenmesi gerekir.Bütünlenecek parçalarda yeni eklenecek malzemenin özgün malzemeyle uyumlu olmasına dikkat edilmelidir.Ancak tamamlama yapılırken renk ,doku,yüzey,malzeme,işçilik gibi çeşitli belirtme teknikleriyle onarılan kısmın orijinalden ayrılması sağlanmalıdır.
Her şeyden önemlisi bütünlemede varsayıma yer yoktur.Kültürel mirasımız olan bu yapıların birer tarih belgesi olduğu unutulmamalıdır.

3)YENİLEME

Günümüzde restore edilen birçok yapı özgün işlevinden farklı bir işlevle yüklenmiştir.
Venedik Tüzüğü 'nün 5.maddesinde ;

Anıtların korunması her zaman onları yararlı toplumsal amaç için kullanmakla kolaylaştırılabilir.Bunun için her türlü kullanma arzu edilebilir ; fakat bu nedenle yapının planı,ya da bezemeleri değiştirilmemelidir.Ancak bu sınırlar içinde yeni işlevin gerektirdiği değişiklik tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.
Yeni işlev yapının mimari,estetik değerlerine uygun olmalı,yapıda fazla bir değişiklik yapılmasına yol açmamalıdır.Yeni işlev gereği yapıya eklenecek mekan ve elemanlar yapının görsel,estetik ve tarihi değerine zarar vermemelidir.

Venedik Tüzüğü 'nün 13. maddesinde ;

Eklemelere ancak yapının ilgi çekici bölümlerine ,geleneksel konumuna,kompozisyonuna,dengesine ve çevresiyle olan bağlantısına zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir der.

4)REKONSTRÜKSİYON

Rekonstrüksiyon ancak özel durumlarda kabul edilebilen bir uygulamadır.Tarihi değer taşımayan bu uygulama orijinal yapının kütle ve mekanlarını biçimsel olarak taklit etmekten öteye geçemez.
Rekonstrüksiyon için gerekli olacak tüm teknik verilerin ,fotoğraf,rölöve var olması gerekir.Ayrıca yıkılmış yapıya ait kapı,pencere,tavan,silme gibi özgün parçaların yeni yapıda kullanılması rekonstrüksiyonun eski yapıyla bağının güçlendirilmesi açısından önemlidir.
Bir anıtın aynısını inşa etme tarihi açıdan bir değer taşımasa da geleneği sürdürme ,yapım tekniklerini yaşatma bakımından önemlidir.

5) TEMİZLEME

Tek yapı ölçeğinde ya da kentsel ölçekte tarihi ve estetik değer taşımayan,anıtın ya da kentsel sitin genel yapısıyla uyuşmayan her türlü ekin kaldırılması işlemidir.

Venedik Tüzüğü'nün 11.maddesi'nde ;

Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkıları saygı görmelidir; zira onarımın amacı 'üslup birliği' değildir.Bir anıt üstüste çeşitli dönemlerin izlerini taşıyorsa ,en alttaki durumu açığa çıkarmak ancak bazı özel durumlarda -yok der.
Kaldırılacak eklerle ilgili karar verme yetkisi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları'na aittir.Temizleme işleminden önce ve sonra fotoğrafik belgeleme yapmak şarttır.

6) TAŞIMA

Bazı özel durumlarda anıtın başka bir yere taşınması gerekebilir.Bu işlem anıtın boyutlarına,malzemesine,yapım tekniğine bağlı olarak farklı şakillerde yapılabilir.En kolay olanı anıtın tüm elemanlarının tek tek numaralandırılarak sökülüp başka yerde kurulmasıdır.Bu özellikle ahşap yapılar için elverişli bir yöntemdir.

Venedik Tüzüğü'nün 7.maddesi ;

Bir anıt tanıklık ettiği tarihin ve içinde bulunduğu ortamın ayrılmaz bir parçasıdır.Anıtın tümünün ya da bir parçasının başka yere taşınmasına -anıtın korunması bunu gerektirdiği, ya da çok önemli ulusal, ya da uluslar arası çıkarların bulunduğu durumlar dışında- izin verilmemelidir. der.
Restorasyona kaynak teşkil edecek çalışmaların doğru ve tam olarak yapılmaması durumunda yapıya uygulanan restorasyon yöntemi başarısız olabilir.


İstanbul'da Boğaz, İzmir'de Konak ya da Bursa'da Cumalıkızık olsun tarihi ahşap evler tarihin şekillendirdiği estetiği, yüzyılların işçilik tecrübesini, bize özel yaşam biçimini günümüze kadar korumuşlardır.
Ahşap evlerin güzelliği sadece Boğaziçi'nin erguvanlarla süslenmiş dar sokaklarını şekillendirmekle kalmaz. Her evin içi onu ilk yaptıran kişinin gereksinimlerinden yola çıkan, belki günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir yaşam biçiminin izlerini taşır.
Üzerinde çalıştığımız bir çok tarihi evde kendime sürekli tekrar ettiğim bir kuralım var.
Ev Sahiplerine binayı baştan şekillendirmemelerini, Tarihi Ev'in yaşamlarını şekillendirmesine de izin verilmelerini öneriyorum.
Bu sadece korumacı bir yaklaşımdan kaynaklanmıyor. Tarihi yapıların kendi plan özellikleri bence bugün alıştığımız evlerden daha iyi bir yaşam sunuyorlar. Örneğin geleneksel Türk Evi’nde ya sofa ya da hayat mutlaka vardır. Bunlar tüm ailenin buluştuğu, birlikte vakit geçirdiği ortak mekanlardır.
Merdivenler sofaya açılır. Odalara sofadan girilir. Böylece sıkıştırılmış bir koridor için yer kaybedilmez. Koridorlu yatay yaşam yerine, merdivenli düşey bir yaşam ve herkesin ortak kullandığı sofalar vardı. Merdiven, sofalar, pencere önünde oturma düzeni, taşlık, cumba, kafesler gibi farklı işlevler bu evlerin içindeki yaşam tarzını oluşturan, değiştiren, insanları şekillendiren özellikler.












Tarihi evlerde görülen bir başka nefis çözüm de detaylarda gizlidir. Türk Evi'nde gereksiz süsleme azdır. Süsleme ve bezemeler işlev gereği eklenmiş elemanlara yapılır. Cumbayı desteklenmesi için eklenmiş bir payanda, taşıyıcı sisteme göre şekillenirken, ince çıtalarla süslenir. Ahşap tavan kaplamalarının arasını kapatmak için kullanılan profilli çıtalar, zengin bir geometrik süs olarak kullanılırlar.
Bu kültür varlıkları sadece dış cephe kaplamasından ibaret değiller, aslında başka türlü bir yaşam kurgusunu günümüze getirdiler. Belki bu kurguyu terk etmesek daha iyi yaşayacaktık.
Bölgesel özelliklerde, tipolojilerde bunu daha net görebiliriz. Sıcak iklimlerin evleri, soğuk iklimlerin evleri, yağmurlu iklimlerin evleri farklı ve çevrelerine uyumlu özellikler taşırlar.
Zengin evleri ile sıradan insanların evleri de birbirinden farklıdır.
Yan yana mahallelerin bile farklı plan şemaları olabilir.
Yapıları yeniden kullanıma hazırlarken özgün detaylarını, şemalarını olabildiğince korumaya çalışıyoruz. Bazen ince bir detay bizim o anda tespit edemediğimiz bir soruna çözüm olabiliyor.


Özgün detaylarını koruyarak modernize ettiğimiz ahşap kapının denizliğinde normalde rastlanandan fazla detay vardı. Bir poyraz fırtınasından yağmurun düştüğü noktadan yukarı tırmandığına şahit olunca kapının detayını korumakla ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gördüm.
Ahşap taşıyıcı sistem de sık ama küçük ölçülü taşıyıcı elamanları sayesinde binaların duvarlarının ince, yükünün hafif, penceresinin bol olmasının sağlıyor. Betonarmenin hantal kolonları, her yerden sarkan kirişleri ahşap mimariyi terk ettiğimiz günden beri bize sağlamlık vaat ediyor, ancak kendisi için kurgulanmış binalarda estetiğini bulabiliyor.
Bu yapılar sağlamlıklarını yüzyıllara dayanmış doğal malzemeleri ile zaten ispatlamışlar. Hem sağlam, hem de doğal ahşabı çürüme ve yangın gibi tehlikelere karşı güçlendirerek kullanıyoruz.
Eski Eser, Sivil Mimarlık Örneği ya da Ahşap Ev olarak adlandırılan Tarihi Evlerimiz hem estetik, hem tarihi hem de kentlerimizin en güzel bölgelerinde olmaları nedeni ile çok değerliler.
Onlara sahip olan şanslı kişiler bir de evlerin hikayelerini dinlemeye gönüllü olurlarsa nesiller boyu koruyabilecekleri yeni ailelere kapıları açık.





Restorasyon Teknikleri.
Tarihi Eserlerin restorasyonu, tadilatı ya da onarımı sırasında kullanılacak restorasyon teknikleri Öztek Mimarlık'ta projeye aşamasında belirlenir. Ev sahibinin ihtiyaçları ve yönetmeliklere uygun olarak hazırladığımız restorasyon projeleri inşaat aşamasında uygulama projesi olarak da kullanılabilir nitelikte olmalıdır.
Ruhsat alındıktan sonra mal sahibi ve uzman ekiplerle tüm inşaat ya da tadilat süreci analiz edilir ve programlanır.
Ayrıntılı zemin analizlerine göre yapı ve zemin güçlendirmesi yaparız.
Çalışma alanımız çoğunlukla sivil mimarlık örnekleri olduğu için yapıların geleneksel niteliklerini korurken, günümüz konfor koşullarını sağlamak ve bunları yönetmeliklere uygun bir şekilde gerçekleştiririz. Tarihi eser yapının geçmiş özelliklerini korurken, yapıya akıllı ev niteliği kazandıracak tüm donanımı adapte ederiz.
Geleneksel yapım tekniklerinden vazgeçmeden, modern yapım sistemleri ile binaların ömrünü uzatırız.






Hakkımızda

Öne Çıkan Yayın

Safranbolu'da Korumacılık

Ağırlıklı olarak bir Osmanlı dönemi şehri olan Safranbolu daha çok 18. ve 19. yy. geleneksel Türk toplum yaşantısını günümüze aktarmaktadı...

İzleyiciler